en_US
en
 
 

Powered By ECD.CC

on
Mobile View
Desktop View
 

Powered By Murat AKIN

Acun Ilıcalı
1819

ACUN ILICALI

 ACUN ILICALI'NIN İLGİNÇ YAŞAMI VE BAŞARI SIRRI

1969 yılında Edirne'de dünyaya gelmiş. Bugün olduğu gibi, o zaman da yerinde duramayan, afacan bir çocukmuş. Kendisinden iki yaş büyük ağabeyi İtalyan Lisesi'ni kazanınca, aynı başarıyı gösterme görevi yüklenmiş omuzlarına. Kaçar mı? Başarmış elbette; Kadıköy Anadolu Lisesi'ni kazanmış. Okulun en başarısız öğrencisi olduğunu söylese de hiç sınıfta kalmayışını, gelmiş geçmiş en iyi kopyacı oluşuna bağlıyor. İstanbul Üniversitesi İngilizce Öğretmenliği bölümünü 3 kez kazanmasına rağmen mezun olamamış. 19 yaşında evlenmiş, bir kızı olmuş. Kızı dokuz aylıkken, ailesini trafik kazasında kaybetmiş. Anne-babasını kaybettiği arabada kızı Banu da varmış ve küçücük bedeni 18 kırıkla o kazadan sağ çıkmış. O günden sonra "mucize çocuk" demiş Acun bugün 17 yaşında olan kızına

Dibe Vuran ve Hayata Küsen Acun
Kayıplar fena halde sarsmış Acun'u. Tam bir yıl evden çıkmamış. Ziyarete gelen arkadaşları onu yalnız bırakmamışlar. Evde onlarla oyun oynayarak, futbol izleyerek geçirmiş bir yılı. Bu dönemde eşiyle yolları ayrılmış. Dibe vurduğunu ifade ettiği bu süreci atlatmak kolay olmamış elbette. Herkesin bir gün öleceğini, hayatın anlamsız olduğunu düşünerek ölümden hiç korkmadan yaşamaya başlamış. Motosiklet almış ve onunla büyük bir kaza geçirmiş. Bağdat Caddesi'nde... Bir araba soldan gelip çarpmış. Arkadaki arkadaşı bu kazada vefat etmiş. Acun'un ise sol kolu kırılmış. 36 dikişli bir ameliyat geçirmiş ve koluna platin takılmış. 
1993 yılında ticarete atılmış Acun. Bağdat Caddesi'nde arkadaşıyla bir kot dükkanı açmışlar. Yurtdışından markalı jean ve gömlek getiriyorlarmış. Armani, Valentino, Versace marka kotlar da getiriyorlarmış. Sonra ikinci bir dükkan da açmışlar. Ancak aynı yıl döviz krizi olunca aldıkları malı satsalar da borçlarını ödeyemez duruma gelmişler ve batmışlar.

      Acun'un Yükselme Devri
Peki nasıl ayağa kalkmış Acun? Kanal D'nin o dönemdeki genel müdürü İrfan Şahin, yeğeninin en yakın arkadaşıymış. Aynı zamanda Show TV'de mali kontrolör olan İrfan Şahin'i ziyarete gitmiş bir gün. İrfan Bey İlker Yasin ile tanıştırmış Acun'u. Çok sıcak bir futbol muhabbeti yapmışlar. İlker Bey şaşırmış, çünkü futbol manyağıymış Acun. İnter-Milan maçını izlemeye İtalya'ya giden tiplerden... Bu enerjisiyle İlker Yasin'i etkilemeyi başarmış ve denemek üzere işe almış Acun'u. O zamanki kurla maaşı 110 dolarmış, yani bugünün parasıyla yaklaşık 300 TL .
Beşiktaş maçlarına gittikten sonra şansı dönmeye başlamış Acun'un. Beşiktaş muhabiriyken bir anda sporcular ile samimi olmuş, sıcak diyaloglar içinde bulunmuş. 
Bu samimiyetten dolayı bütün futbolcularla özel röportajlar yapmaya başlamış ve bir anda yıldızı parlamış. Şöyle anlatıyor o dönemi: "Bir gün beni Beşiktaş antrenmanına yolladılar. Futbolcularla samimiyet kurmaya başladım. En önemli futbolcuyu 10 saniye sonra canlı yayına çıkarıyordum. Konuşma yasağı bana işlemiyordu. İngilizcem iyiydi, örneğin Beşiktaş'ın o zamanki teknik direktörü Christoph Daum'un dediklerini anında tercüme ediyordum. Tüm bunlar ekrandan da belli olmaya başlayınca yükselme devrim başladı."

Hayatının Dönüm Noktası: Şansal Büyüka ve Televole
Hayatındaki dönüm noktasını ise Şansal Büyüka ekibine transfer oluşu olarak görüyor. O geceyi şöyle anlatıyor: Beşiktaş'la uçaktan indik. Kamp dönüşü gece 03.00 filan. Telefon çaldı, açtım. Şansal Abi'nin yardımcısı Ferhan Tezcan arıyor. Yanımda Nijeryalı futbolcu Amokachi var. Beni transfer etmek istediklerini söyledim. "Şimdi ne alıyorsan 10 katını iste. Ben 10 milyon dolarlık futbolcuyum kimse beni bu saatte istemedi" dedi. Büyük havayla Şansal Abi'yle buluştum. 10 katını isteyemedim ama 7 katından kapıyı açtım. Şansal Abi de 'Seve seve' deyince transfer oldum. 
Sonra Şansal Büyüka'nın yanında, Televole'de çalışmaya başlamış. Televole'nin spor-magazin olduğu yıllar… Kimseyi satmadığı, samimi olduğu için magazin dünyasında da çok özel işler yaptığını düşünüyor. Televole içerisinde kendine ait bir bölüm sunmaya, bir süre sonra da bu bölüm dahilinde dünyayı dolaşmaya başlamış. 105 ülke gezmiş ve bu arada bir kez daha evlenmiş. Eşinin ismi Zeynep. İki kızı daha dünyaya gelmiş: Leyla ve Yasemin.

2002'de Acun Firarda'yı sunmaya başlar. Bu arada "Dokun Bana" ve "Biri Bizi Gözetliyor" isimli yüksek reytingli yapımlara imza atmış. Acun Firarda vesilesiyle gittiği ülkelerdeki televizyon programları sıkı sıkıya takip etmiş. Beğendiği, zevk aldığı programları Türkiye'ye getirmiş. Bakmış ki onun zevk aldığı işlerden Türk halkı da zevk alıyor, program seçimlerini de ona göre yapmış. 2006'da Acun Medya'yı kurmaya karar vermiş. Önce Fear Factor gelmiş, oldukça başarılı olmuş. Ondan sonra Survivor'lar... Survivor Türkiye-Yunanistan, Survivor Aslanlar-Kanaryalar. Son olarak da "Var mısın Yok musun" ile turnayı gözünden vurmuş Acun. Ayrıca Uğur Dündar'ın sunduğu "Yoksa Rüya mı" ve Behzat Uygur'un sunduğu "Söyle Söyleyebilirsen" programlarının yapımları da Acun'a ait.
Yaşamındaki tüm zorluklara ve çöküşlere rağmen ayağa kalıp koşmayı bilen, bunu kendi kendine öğrenen Acun'un yaptığı işleri ister beğenelim, ister beğenmeyelim, azim ve kararlılığı yabana atılır gibi değil.

Acun'un Dilinden Başarı Sırrı

Bir kere hiç suni olmadım, samimiydim. Çok büyük bir avantajım, hiçbir dizide oynamadım, onun için halk gerçek bir kimlik gördü. Genelde etrafta sevilen bir insanım zaten. Bugün 25-30 kişilik bir ekip varsa bunların 15'i minimum 15 yıllık arkadaşım. Ukalalıktan nefret ederim. Kendini beğenen insan bana çok antipatik gelir. En büyük avantajım da kendimi ekrana çok iyi yansıtıyorum, o da Allah'ın bir lütfu. En iyi projem 'Var mısın Yok musun?' diyebilirim. Bugüne kadar toplum tarafından sevilen biriydim, ama hep 15-25 yaş grubundan ilgi görüyordum. 'Var mısın Yok musun?' ile Türk ailesini komple kucaklamış durumdayım. Başarılı olacağına inanıyordum, ama marka değerime bu kadar katkıda bulunacağını düşünmüyordum."

Lisedeyken Matematikten Sıfır Almayı nasıl Başardı?

"Ben dersleri anlayamıyordum. Konsantrasyon problemim var. Amcam matematik profesörü. 2,5 ay çalıştırdı beni, sınava girdim, sıfır aldım. Babam gözlerine inanamadı. 3 kere baktı 'Aynı şeyi mi görüyoruz?' diye bana baktı. Ben de zaten kağıdımın boş olduğunu biliyorum ama usulen ben de baktım. Yani bunun bir izahı var mı? Yok! Algılayamıyordum yani bu bir gerçek!"

Evden Dünya Kupası Maçını Nasıl Sundu?

"O dönemdeki kız arkadaşım şimdiki eşime sürpriz yapmak istiyordum. Dünya Kupası'nda görevliydim, atlayıp Türkiye'ye geldim. Brezilya çeyrek finale kalınca Brezilyalı taraftarlar arasından yayın yapmam istendi. Bense Türkiye'deyim. Arkadaşları topladık eve, tezahürat yapacaklar. Arkadaşlar Gülden Karaböcek şarkısını Brezilya versiyonunda söyledikleri için talihsizlik yaşandı. Sunucu Öztürk Pekin de stüdyoda bir an aptallaştı."

Yarışmacı Olmak İçin Acun'un Gözüne Nasıl Girilir?

"16 kişilik bir ekip kurduk. Sabahtan akşama kadar casting yapıyor bunlar. Yani insanlarla devamlı görüşe görüşe, 3 tur atlıyorlar. 3 tur sonra bizim de olduğumuz bir jüriye geliyor. Başvuruya gösterilen özen bizim için çok önemli. Reality Show'da bir insanın performans vermesi için öncelikle çok istekli olması lazım. Emin olun, yarım istekli bir insanı programa çıkarttığınız zaman ne seyirci mutlu olur ne de o ortamdakiler. Formu doldurmuş, 'Hayatından geçen ilginç bir olay' demişiz. Oraya 'Pek bir şey geçmedi' denmişse, o dakika biri gitti zaten. İlginç olmasa da bir şey yazacak oraya. Biz dememişiz ki bizi şaşırtacak ilginç bir olay! Forma gösterilen ilgi vardır. Bir kelimeyle yazan bir insan belli ki girmiş internete, tombala gibi şansımı deneyeyim demiş. Biz öyle bir yarışma istemiyoruz. Arkadaşlar 100 başvuru formu okuyorlarsa, bunun 20-25 kişisini çağırıyorlar. Aynı anda 3 jüri kuruyoruz gibi düşünün. 3 jüriye sabah 10'dan akşam 16'ya kadar devamlı geliyor, görüşüyorlar. Bizim arkadaşlarımız 'Artık bu yarışmacı olur' diyorsa, o aşamada bana geliyor."

Takdir Edilerek Reyting Almak

"Açıkçası biz reyting zehirlenmesine uğramış bir milletiz. Bu, iyi bir şey değil. Bugün şu kadar para kazandın deseler hiç umurumda değil. Çünkü yediğim yemek belli, gezdiğim yer belli. Bunun üzerindeki para zaten olsa da olur olmasa da olur. Ama reyting bizim dünyamızdaki en büyük prestij. Benim aynı zamanda beğenilme yüzdemin de yüksek olmasına vesile oldular. Ben aslında reyting almanın bin bir yolunu biliyorum, ama önemli olan takdir edilerek reyting almak.

ACUNN
ACUNN